• Yönetim Kurulu
  • Denetleme Kurulu
  • İl Temsilcileri
  • Tüzüğümüz
  • Meslek Tanım
  • Üyelik Formu
  • DernekHesapNo
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Teftiş
    • Teftiş Formları
    • Teftiş Rehberleri
    • Örnek Raporlar
  • Mesleki Çalışmalar
    • Araştırmalar
    • Makaleler
    • Raporlar
    • Tezlerimiz
    • Açıklamalar
  • Soruşturma
    • Belge Örnekleri
    • Genel İnceleme Örnekleri
    • Kurum Açma İnceleme Örnekleri
    • Kurum Kapatma İnceleme Örnekleri
    • Ön İnceleme Rapor Örnekleri
    • Soruşturma Örnekleri
    • Yargı Kararları
  • Sunular
    • Hazırlayıcı Eğitim Sunuları
    • Temel Eğitim Sunuları
    • Eğitim Öğretim Sunuları
    • Yönetimle İlgili Sunular
  • Gruplar
    • Müdürler Grubu
    • Müfettişler Gurubu
  • Videolar
  • Fotoğraflar

Öğretmenlerde işgüçlüğü ve iş tatminsizliği (Doğan Ceylan - 2001)

Cuma, 06 Ekim 2006 19:29 | Yazar Administrator | PDF | Yazdır | E-posta
Tweet
Öğretmenlerde işgüçlüğü ve iş tatminsizliği (Doğan Ceylan - 2001)

 ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNDE İŞ GÜÇLÜĞÜ VE İŞ TAMİNSİZLİĞİ

Doğan CEYLAN

2001

 

1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda “Öğretmenlik, Devletin eğitim,öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleği “ olarak tanımlanmıştır (Ergit,1999:200)

Öğretmen yetiştiren kurumlar ve öğretmenlik mesleği de gelişen diğer olgular gibi, zaman içerisinde gelişme göstermiş, köy enstitülerinin kapatılmasından sonra, öğretmen liseleri, eğitim enstitüleri ve eğitim yüksek okulları öğretmen yetiştiren kurumlar olarak faaliyet göstermiştir. Bugün ise eğitim fakülteleri öğretmen yetiştiren kurumlar olarak  bu önemli misyonu yüklenmiştir.

Türkiye’de öğretmenlik mesleğiyle birlikte eğitim sisteminde de ciddi değişiklikler yaşanmış başlangıçta zorunlu eğitim beş yıl iken bu süre daha sonra sekiz yıla çıkarılmış ve 1997 tarih ve 4306 Sayılı Kanunla bu eğitimin kesintisiz olarak yapılması zorunluluk haline getirilmiştir. Bu gelişmeler sonucunda taşımalı eğitim sistemi uygulanmaya çalışılmış, birçok yeni okul yapılmış, kırsal kesimde okullaşma oranını artırmak amacıyla İlköğretim Okulu, PİO ve YİBO sayılarını artırma yoluna gidilmiş bu kurumlarda doğan öğretmen açığını kapatmak için değişik tedbirler alınmış ve bütün bu gelişmelerden öğretmenlik mesleği de azami ölçüde etkilenmiştir. Bu gelişmelerin doğurduğu bazı sonuçlar öğretmenleri olumsuz yönde etkilenmiş, iş tatminsizliğine ve verim düşüklüğüne neden olmuştur. Bu olumsuz etkilerin incelenmesi ve ortadan kaldırılarak öğretmenlerimize daha iyi iş ortamları hazırlanması zorunluluk haline gelmiştir.

 

ÖĞRETMENLERDE İŞ GÜÇLÜĞÜ:

 

Öğretmenlik mesleği diğer birçok meslekten farklılıklar göstermektedir. Öğretmenlerin insan yetiştirmesi ve doğacak hataların ileride telafi edilmesinin çok zor olması,öğretmenlerin çalışma saatlerinde sürekli aktif ve verici durumunda olmaları, çalışmalarının işyeri dışında da sürdürülmesi bunlardan birkaçıdır.Öğretmenler, “yapacakları hatanın telafisinin  mümkün olmayacağını” düşünerek işlerini son derece titizlikle yapmak zorundadırlar.                                  Öğretmenler derslerde sürekli aktif  olmanın, meslekleriyle ilgili çalışmaları evlerine taşımalarının ve mesleklerini bir hayat tarzı haline getirmelerinin zorluğu dışında da çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Özellikle köylerde çalışma şartlarının sağlıksız olması ve bir öğretmenin birden fazla sınıf okutması, branş öğretmenlerinin öğretmen yetersizliği nedeniyle alanları dışında birçok farklı derse girmek zorunda kalmaları, köy ilköğretim okullarına gidiş-geliş yapmanın doğurduğu zorluklar, yatılı okullarda gece nöbete kalma, kırsal kesimde eğitim düzeyinin düşük olması, ders programlarının sık değişmesi, öğretmenlerin alanlarında yeterli düzeyde eğitim almadan göreve başlamaları gibi birçok neden öğretmenlik mesleğinin güç yanlarıdır.

 

İŞ TATMİNİ VE TATMİNSİZLİĞİ

 

İş tatmini ile ilgili yapılan tanımlardan birkaçını ele aldığımızda, İş tatmininin;

   “Kişinin işine karşı olan tutumu”,

“İşgörenlerin işlerinden duydukları hoşnutluk”(Silah,2001:102).

“Bir işgörenin işine ya da iş yaşamını değerlendirmesi sonucunda duyduğu haz ya da ulaştığı olumlu duygusal durum” (Başaran,1991:198) olarak tanımlandığı görülmektedir. İş tatminsizliği ise “Çalışan bireylerin yaptıkları işe konsantrasyonlarının bozulması, motivasyon düşüklüğü yaşamaları ve o işten haz almamalarıdır”(Silah,2001,115).

İş tatminini etkileyen etmenler çevresel ve kişisel değişkenler olarak iki ayrı grupta incelenebilir. Çevresel değişkenler, iş düzeyi, iş içeriği, yapıcı denetim, ücret ve yükselme olanakları, sosyal etkileşim ve çalışma grubu; kişisel değişkinler: yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, kültür, zeka ve meslek değişkenleridir(Silah,2001:106).

 Eren’e göre iş tatminini etkileyen etmenler, İnsanların gösterdikleri çabalar sonucunda elde edecekleri başarı umutları, toplumsal çevre ve paradır(Eren,1996:420) .

 Bingöl iş tatminiyle ilgili etmenleri “İşten elde edilen maddi çıkar,iş güvenliği,işin kabiliyete uygunluğu, zevk vermesi,üretimde bulunmaktan doğan gurur,yükselme olanağı, işyerindeki olumlu beşeri ilişkiler, işletmenin toplumdaki statüsü ve politikası,amirin tutumu ve sendikal ilişkiler” olarak belirtmiştir (Bingöl,1997:271).

Hezberg’in Motivasyon- sağlık modeline göre, motivasyon etmenleri içsel isteklendiriciler(işin kendisi,sorumluluk, başarı-gelişme,ilerleme ve tanınma) ve sağlık etmenlerini dışsal etmenler (kişiler arası ilişkiler, teknik denetim, işletme politikası ve yönetimi, işgüvenliği, çalışma koşulları, ücret ve maaşlar) olarak ele almıştır. Motivasyon etmenleri içsel isteklendiriciler biciminde nitelendirirken sağlık etmenlerini dışsal veya tatminsizlik yaratan iş etmenleri olarak isimlendirmektedir(Bingöl,1997:272).

Hezberg, iş tatmini ve tatminsizliğinin birbirinin karşıtı olmadığını beyan etmiştir. Çalışanlarda tatminsizlik doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, nötrleştirmek, onlarda iş tatmini yaratmaz. Ücretin iş tatminsizliğinde iş tatminine oranla daha etkili olduğu görülmüştür(Silah 2001:115).

Öğretmenlik mesleği açısından düşündüğümüzde İş tatminsizliğine neden olan etkenleri  beş grupta inceleyebiliriz:

1. Fiziksel Etkenler: Isınma sorunu, binaların ihtiyaçları karşılayacak kapasitede olmaması(öğretmenler odasının  olmaması veya yetersiz olması, işlik, laboratuar,spor salonunun olmaması , sınıfların dar olması,ışık almaması), lojman veya kalacak yer bulunmaması, gidiş- geliş yapılan kurumlarda ulaşım zorluğu çekilmesi...vs.

2. Ücret etkeni : Alınan ücretin yeterli olmaması, hakkaniyet ilkesine uyulmaması,başka mesleklerle olan ücret farklılıkları

3. İş şartlarından kaynaklanan etkenler: İş güçlüğü, yorgunluk monotonluk, iş güvenliği, iş hastalıkları,branşı dışında çalışma, köylerde fiziksel ihtiyaçları karşılayacak imkanların olmaması(beslenme,su,ısınma) memur yasaklarının bulunması,

4.  Sosyal etkenler :Sosyal güvenlik meselesi, statü düşüklüğü, ilerleme fırsatının az oluşu örgütteki yönetin yapısı ve hiyerarşi, bazı kurumlarda örgüt ikliminin soğuk oluşu, doğal grupların etkili olması ve çatışma, işin sosyal ihtiyaçları karşılayacak ortamdan uzak olması,iletişim şekli, atamalardaki olumsuzluklar.                                                  

 

5.  Kişisel etkenler : Yaş, cinsiyet, zeka, eğitim düzeyi, hizmet süresi, mesleğe uyum sağlayamama, kendini yetersiz görme ve başarısızlık hissi, kişisel değerlerle işin çatışması, motivasyon eksikliği, kaygı ve stres, yönetime katılamama, karar verme yetkisinin olmayışı, moral bozukluğu, takdir edilmeme, kendini geliştirme fırsatının olmaması.

 

1.      Fiziksel etkenler :

 

İşin yapıldığı ortamdan kaynaklanan ve çalışanlarda isteksizlik ve iş tatminsizliği oluşturan etkenler fiziksel etkenlerdir.

Genel olarak işgörenler, ısısı, nemi, havalandırması, ışığı,sessizliği, rahatlığı ve tehlikesiz oluşu yönlerinden çalışmaya elverişli koşulları olan işi, işyerini yeğlemekte, bunlara yüksek değer vermektedirler (Başaran,1991,150)

Fiziksel etkenleri öğretmenlik mesleği açısından ele aldığımızda aşağıdaki etkenleri görebiliriz.

a) Isınma sorunu: Köy ilköğretim okulları ile eski yapı okullarda kalorifer sistemi bulunmadığından, derslik ve diğer bölümlerin yeterince ısıtılamaması sonucu öğrenciler, soğuktan etkilendiklerinden dikkatlerini derse yeterince veremedikleri ve başarısız oldukları görülmektedir. Öğretmenler ise hem    bu durumdan hem de soğuktan kendileri de etkilendiklerinden işlerine karşı olumsuz  duygular hissetmektedirler.

b) Kurumların ihtiyaçları karşılayacak kapasitede olmaması :  Okullarda öğretmen odasının bulunmaması veya kullanışsız olması, yerince eşya ile donatılmamış olması, öğretmenlerin branşlarıyla ilgili çalışmaları yürütebilecekleri işlik, laboratuar, spor salonu gibi bölümlerin bulunmaması, dersliklerin bir kısmının  ışık almaması, dar olması, özellikle köylerde öğretmenler için WC bulunmaması gibi birçok etken öğretmenlerde kendilerine yeterince değer verilmediği hissi uyandırmakta ve bu ortamda çalışmak istememektedirler.

c) Konut sorunu : Özellikle köylerde çalışan öğretmenler  için yeterince lojman bulunmadığından, öğretmenler köylerde kalacak konut bulamamakta,köy odalarında, okulun müdür odasında ikamet etmekte, zoraki  bulunan konutlar ise çok sağlıksız olduğundan bazı öğretmenler başlangıçta istifa ederek gitmekte, kalanlar ise  zorunlu olarak çalıştıkları ortamlarda mesleklerini yeterince sevememektedirler.

d) Ulaşım sorunu : Eş durumundan veya konut bulunamamasından dolayı işyerlerinde ikamet etmeyip bir başka yerleşim birimine gidiş-geliş yapan öğretmenler hem daha erken kalkmak , hem de uzun süre yolculuk yapmak zorunda kalmakta ve okula ulaştıklarında ise yorgun olmaktadırlar. Mevsim şartlarına göre havaların kötü gittiği dönemlerde, ise zaman zaman yollar kapanmakta, öğretmenler okula gidememekte, eğitim-öğretim çalışmaları geri kaldığından öğretmenlerde stresi artırmakta ve çalışma şartlarındaki bu zorluk tatminsizliğe neden olmaktadır.

 

2.  Ücret etkeni :

 

 İşgörenlerin çalışma nedeni özde ekonomik temele dayanır. İşgörenleri çalışmaya iten en önemli motif yaşamını ve varsa ailesinin yaşantısını sürekli kılacak yeterli bir ücret elde etmektir.Ücret sadece işgörenin ekonomik gücünü geliştirmekle kalmaz.Yüksek ücret bireyin toplum içinde sağladığı saygınlık ve otoriteyi de  artırmış olur. (Sabuncuoğlu,1995:108). Ücret  iş tatmini ile olumlu bir ilişki içindedir. Arttıkça kişisel ihtiyaçları tatmin etme olasılığı da artar (Silah, 2001:107).Ücretin iş tatminsizliği üzerinde, iş tatmininde olduğundan daha etkili olduğu görülmüştür(Silah,2001:116). Fazla ücretin sağladığı imkanlar çalışanların sosyal statülerini belirlemede oldukça  etkilidir. Ancak; Personelin  parasal yönden hoşnut edilmesi, iyi bir ücret ödenmesi moralin iyi olduğuna ve personelden iyi verim alınacağını işaret etmez. Yapılan araştırma ve deneyler göstermiştir ki, bazı hallerde aylık veya ücrete yapılan zamlara rağmen personelin işinden hoşnut olmadığı görülmüştür.iyi bir ücret tek başına doyum sağlayan, işi sevdiren bir unsur değildir. Langdon ve Stock tarafından işçiler arasında yapılan incelemede ücret unsuru, işte doyum unsurları sağlayan 28 önemli unsur arasında 12. sırayı almıştır(Tortop, 1994:262). 

Ücretin, çalışanların ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar yetersiz olması durumunda ise bu durumun iş tatminsizliğine neden olacağı açıktır.

Ücretin öğretmenlik mesleğinde tatminsizliğe neden olduğu yapılan araştırma sonucu ortaya çıkmıştır. Sivas ili’nde  değişik yerleşim birimlerinde bulunan okullarda çalışan 50 öğretmene uygulanan Hackman ve Oldham iş tatmini ölçeğinde öğretmenlerden 27’sinin aldıkları ücretin kendilerinin hiç tatmin etmediğini, 19’unun ise aldıkları ücretin kendilerini yeterince tatmin etmediğini belirttikleri görülmüştür.Bu sonuç öğretmenlerin % 92’sinin ücretlerinden tatmin olmadıklarını ortaya koymuştur. Bu tatminsizliğin nedenleri şunlardır.

a) Ücretin düşük oluşu : Alınan ücretin bir ailenin normal hayat standartlarında yaşamasına yeterli olmayacak kadar düşük oluşu, hatta  kira, giyim, gıda gibi temel ihtiyaçları karşılayamaması, öğretmenlerin geçim sıkıntısı çekmelerine neden olmaktadır . Öğretmenler fiziksel ihtiyaçlarını karşılamada güçlük çektiklerinden işlerinden yeterince haz almamaktadırlar.

b) Ücretin yapılan işe göre adaletlik derecesi : Alınan ücretin, Öğretmenlik mesleğinin kazanılması ve yapılması sırasında karşılaşılan güçlük ve verilen emek  karşılığında hak edildiği düşünülen  ücretten daha düşük olması öğretmenlerde ciddi düzeyde olumsuz tutumlara neden olmakta.” Bu maaşa, bu kadar çalışılır” mantığıyla hareket eden bazı öğretmenlerde iş tatminsizliği oluşturmaktadır.                               Yapılan araştırmada  öğretmenlerin % 90’ının yaptıkları iş karşılığında aldıkları paranın adaletlik derecesini tatmin edici bulmadıkları görülmüştür.

Öğretmenlerden zorunlu hizmet bölgelerinde ve köylerde çalışanlar  şehir merkezlerinde veya kalkınmış illerde çalışan öğretmenlere   göre daha fazla ücret hak ettiklerini, bu yüzden kendilerine tazminat verilmesi gerektiğini düşünmektedirler.

c) Diğer mesleklerle olan ücret farklılıkları : İşgörenlerde ücret artışının sağladığı doyumdan daha önemlisi, benzer işlerde çalışanlara farklı ücret ödenmesinden kaynaklanan doyumsuzluktur. Bir işgören aldığı ücretin yüksekliğinden daha çok başkalarının aynı iş için aldığı ücretle ilgilenir ve etkilenir(Sabuncuoğlu,1995:109). Öğretmenler kendileriyle benzer meslek yapanların ücretlerini kendi ücretleriyle kıyaslamakta, bunun sonucunda,benzer mesleklerde, daha kolay kazanılan mesleklerde veya iş güçlüğü olmayan mesleklerde alınan ücretlerin kendi mesleklerindeki ücretten daha fazla olması durumunda bundan etkilenmekte moral bozukluğuna neden olan bu durum iş tatminsizliğine neden olmaktadır.

 

3. İş şartlarından kaynaklanan etkenler :

 

Bir işin kazanılması ve yapılmasındaki iş şartları, işin uzmanlık gerektirip-gerektirmemesi, iş güçlüğü, iş riskinin yüksek olması,işin içeriği, işin monoton olması, çalışma saatleri gibi etkenler iş tatmini etkiler. Öğretmenler açısından düşünüldüğünde bu etkenlerin dışında branş dışında çalışma, birçok alanda derse girme, sürekli aktif olma ve yorgunluk ile işin yapıldığı ortamda beslenme gibi fiziksel ihtiyaçların karşılanabilme imkanlarının olması gibi nedenlerde iş tatminsizliğine neden olan etkenlerden sayılabilir.

a) İşin içeriği: Basit iş yapanların iş tatminin düşük olduğu, beş ya da daha fazla işlem yapanların iş tatminin yüksek olduğu araştırma bulguları arasındadır(Silah,201:106). İşin içeriği açısından öğretmenlerin birçok değişik işlem yapmaları nedeniyle mesleğin  tatminsizliğe neden olması düşünülemez.

b) iş güçlüğü: işin yapılmasında karşılaşılan zorluklar,işin fiziksel ya da zihinsel olarak çalışanları yoracak kadar güç olması iş tatminsizliğine neden olur. Öğretmenlerin çalışma saatleri boyunca sürekli aktif halde bulunmaları, ayakta kalmaları ve konuşmaları öğretmenleri yormaktadır. İkili öğretim yapan kurumlarda çok erken saatlerde işe gitmek veya işten çok geç çıkmak zorunda kalmaktadırlar.Özellikle Köy İlköğretim okullarında memur ve hizmetli bulunmadığından, öğretmenler, hem yönetim işlerini,  hem öğretmenliği hemde hizmetlinin yapması gereken işleri yapmak zorunda kalmaktadırlar. Ayrıca öğretmenlerin çalışmaları iş ortamında bitmemekte , plan hazırlama, yazılı okuma, çizelge doldurma gibi birçok etkinliği evlerinde yapmak zorunda kalmakta, bu çalışmaları yürütebilmek için annelik,babalık veya eşlik rollerini den taviz vermektedirler. Bütün bu etkenler sonucunda öğretmenler işgüçlüğünün fazla olması nedeniyle işlerinden soğumaktadırlar.

c) İş güvenliği : Çalışma yaşamında karşılaşılan meslek hastalıkları ve iş kazaları verimliliği azaltır.(Tekin,1991:331). İş güvenliği olan bir işte çalışmak, işçinin moral yönünden güvenli ve sağlıklı olmasını sağlar (Tekin,1991:333). Hastalık riski taşıyan mesleklerde çalışanların ise çalışanların kaygı düzeyi yüksek olacağından işlerinden yeterince doyum elde edemezler. Hastalıklar sonucu uğranılacak maddi zarar da iş tatminini olumsuz yönde etkiler.Meslek hastalıklarının beden ve ruh sağlığını bozması sonucu toplumsal statü de kaybedilebilir. Öğretmenlerin her gün yüzlerce öğrenci ile iç içe olmaları onların bulaşıcı hastalıklara yakalanma riskini de artırır.

Meslek hastalığı, işin niteliğine göre , işin yürütülmesi şartları yüzünden işçilerin geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza halidir(Tekin, 1991:399). Öğretmenler açısından meslek hastalığı sebeplerini dört grupta inceleyebiliriz:

1.                                   Fiziki sebepler  : Toz, ısınma, nem, ışık, gürültü, havalandırma gibi sebepler

2.                                   Kimyasal sebepler : Deney yapılırken kullanılan kimyasal maddelerin etkisi

3.                                   Pisikolojik sebepler :  Güvenlik, yalnızlık

4.                                   İşin niteliğinden kaynaklanan sebepler : Sürekli ayakta kalma,  çok konuşma, işin çalışma saatleri dışında da sürmesi.

 

d) İşe Uygunluk : Bireyin bedensel ve zihinsel yeterlilikleri gözönüne alınarak işe alınması onun işinde başarılı olmasının kolaylaştıracaktır. İş yükü de bireyin kapasitesine uygun belirlenmelidir ki birey ahenkli bir biçimde çalışabilsin.Öğretmenlerin bir kısmının eğitim aldıkları branşların dışındaki branşlara atanmaları, hatta öğretmenlik mesleği ile ilgisi olmayan üniversite mezunlarının öğretmen olarak atanması  sonucunda göreve başlayan birçok öğretmenin mesleklerine uyum sağlayamadıkları, beklentilerinin çok farklı olduğu ve öğretmenliği kurum değiştirebilmek için kullandıkları, kurum değiştiremeyenlerin ise hala işlerine uyum sorununun olduğu görülmektedir.

Öğretmen sayısının kısal kesimde az olması nedeniyle öğretmenlerin bir kısmının alanlarıyla alakası olmayan hiçbir bilgi ve becerisinin olmadığı derslere girmesi nedeniyle uyum sorununun had safaya ulaştığı ve yeni öğretmenlerin mesleklerine uyum sağlayamamalarından kaynaklanan bir iş tatminsizliği yaşadıkları gözlemlenmektedir.

e) Köylerde fiziksel ihtiyaçların karşılanamaması: Köylerde çalışan öğretmenlerin öğle yemeklerini yiyebilecekleri bir yerin bulunmaması, şehir şebekesi olmaması nedeniyle, içme suyu sıkıntısı çekmeleri, öğretmenler için WC olmayışı gibi işin yapıldığı yerden kaynaklanan sorunlarda iş tatminsizliğine neden olmaktadır.

f) Memur yasakları : Öğretmenlerin Devlet Memuru olmaları nedeniyle tabi oldukları kanunların, davranışlarını sınırlaması (Siyasi partilere üye olma, ticaretle uğraşma,grev yapma...vs.)iş tatminini olumsuz yönde etkilemektedir.

g)Monotonluk: Çalışma sürecinde bir iş sürekli tekrarlanarak ve aynı tempoda gerçekleştiriliyorsa, bireyde pisikolojik yorgunluk ve bezginlik yaratmaktadır. Çalışanda işine karşı bir tatminsizlik yaratan bu sonuç iş monotonluğu olarak kabul edilmektedir (Silah,2001,194).

Öğretmenlik mesleğinin  monoton bin iş olduğu düşünülemez, ancak branş öğretmenlerinin bir konuyu bütün şubelerde anlatması bir monotonluk oluşturabilir ve öğretmenlerde iş tatminsizliğine neden olabilir.

 

4. Sosyal etkenler :

 

a) Sosyal güvenlik : Sosyal güvenliğin sağlanıp sağlanamaması iş tatminsizliğine etki eden önemli etkendir. İnsanlar sürekli çalışabilecekleri, emekli olduklarında sıkıntı çekmeyecekleri, sağlık sorunlarında  kendilerine tedavi imkanı sağlayan  işlerde çalışmak isterler.Kendini güvende hisseden çalışanlarda iş tatmini yüksek, güvende hissetmeyenlerde ise iş tatmini düşük olacaktır.Öğretmenler Emekli Sandığı iştirakçileridir. Emekli sandığının sağladığı yardımların yeterli bulunmaması ve emeklilik yaşının artırılması öğretmenler açısından tatminsizlik nedenidir. Öğretmenlik mesleğinin sosyal güvenliği  olmasına rağmen yapılan araştırmada öğretmenlerin %64’ünün mesleklerinin kendilerine sağladığı güvenlik derecesinden tatmin olmadıkları ortaya çıkmıştır.

b) Statü düşüklüğü : Öğretmenlik mesleğinin statüsü zamanla düşmüştür. Başlangıçta hatırı    sayılır bir meslek olmasına rağmen, hak etmeyen birçok insanın kolayca öğretmen olması sonucu,öğretmenlik herkesin yapabileceği bir iş gibi görülmeye başlanmıştır. Öğretmen olarak yetiştirilmeyen fakülte mezunlarının da son yıllarda öğretmen olarak atanması ve öğretmen maaşlarının düşük olması gibi etkenler öğretmenlik mesleğini sıradan bir iş haline dönüştürmüştür. Oysa yasada öğretmenlik bir ihtisas mesleği olarak belirtilmiştir. Statüsünün düşük olması öğretmenlik yapanlarda tatminsizliğe neden olmaktadır. Türkiye Diyanet Vakfı’nın yaptığı bir araştırma sonucunda; öğretmenlerin % 41’ inin mesleklerinden memnun olmadıkları ve iş değiştirme imkanları olsa öğretmen olmak istemedikleri,%49’unun da öğretmenlik mesleğinin toplum içinde itibar görmediğinden yakındığı, sonucunu ortaya çıkarmıştır.

c) İlerleme fırsatının az oluşu : Öğretmenlik mesleğinin yükselmelere çok açık bir meslek olmaması iş tatminsizliği nedenlerindendir. Yükselme imkanı olan mesleklerde çalışanlar işlerine daha çok bağlanırlar ve bu fırsattan yararlanmayı düşünürler.Bu da iş tatminin artırır.  Yapılan araştırma sonucunda öğretmenlerden % 58’inin işlerinin kendilerine sağladığı gelişme ve yükselme olanağından tatmin olmadıkları tespit edilmiştir.

d) Yönetimin yapısı ve hiyerarşi:  Yöneticilerin çalışanlara yaklaşımı demokratik veya otoriter yönetim anlayışına sahip oluşları,adaletli oluşları, personele saygısı,çalışanlara rehberlik yapması gibi yönetici tutumları çalışanlar üzerinde olumlu yada olumsuz etkiler oluşturur. Bu etkiler sonucu çalışanlar işlerinden daha az veya fazla tatmin olurlar. Amir-memur yada emir-komuta zinciri şeklinde yapılanmış mesleklerde çalışanların işlerinden alacakları haz daha düşük olur.Öğretmenlik mesleğinde de yönetici tutumları iş tatminini etkiler. Yapılan araştırmada öğretmenlerin yönetici tutumlarından yeterince tatmin oldukları (%74), öğretmenlerin sadece % 26’sının yönetici tutumlarından yeterince tatmin olmadıkları tespit edilmiştir.

e) Örgüt iklimi : Kurumlardaki çalışanlar arasındaki iletişimin sıcak,ılık veya soğuk oluşu iş tatminini etkiler. Aynı işi  yapmalarına rağmen örgüt ikliminin sıcak olduğu okullarda öğretmenlerin iş tatminlerinin daha yüksek olması doğaldır.

Yapılan araştırmada öğretmenlerin , iş arkadaşlarıyla ilişkileri, iş arkadaşlarını tanıma ve onlara yardımcı olma, yönetici tutumları gibi örgüt iklimini oluşturacak etkenlerden yeterince tatmin oldukları görülmektedir. Bu etkenlerden yeterince tatmin olmayanların oranı % 16’dır.

f) Doğal gruplar ve çatışma: Çalışma ortamında örgütün karşılayamadığı ihtiyaçları karşılayan doğal gruplar arasında, yönetici ile doğal gruplar veya bireyler arasında çatışmalar yaşanabilir. “Bir örgütte çatışma, bireyler ve grupların birlikte çalışma sorunlarından kaynaklanan ve normal faaliyetlerin durmasına veya karışmasına neden olan olaylar olarak tanımlanabilir” (Bingöl,1997:265).

Coser, çatışmanın grup içi normların yenden canlılık ve güç kazanmasına neden olacağı      çatışmalarının çokluğunun ve çeşitliliğinin grupta birlik ve dayanışma yaratabileceği görüşündedir (Aydın,1994;293).

Kahn ise çatışmalara karşı gösterilen genel tepkilerin ve buna bağlı gerilimin uzun sürede olumsuz olduğu görüşündedir (Aydın 1994:292) .

Bursalıoğlu’na göre örgüt ortamında çatışmanın nedenleri, bağımsızlık konusunda uyuşmazlık, yetki ve yetenek arasındaki dengesizlik, etkileşimin yol açtığı statü bozulması,ortak değerler ve görüşler yokluğudur.

Makam yükseldikçe teknik çatışmalar azalır, yönetim çatışmaları ise artar (Bursalıoğlu ,1994:157).

Okul yönetimi ile okulun içindeki diğer öğeler arasındaki çatışmalar, örgütün amaçları ile üyelerinin gereksemeleri arasındaki ayrılıklara bağlanabilir(Bursalıoğlu, 1994:159).

Okullarda branş öğretmenleri ve sınıf öğretmenleri arasında ; branşlar arasında ; genç ve yaşlı öğretmenler arasında, doğal gruplar arasında çatışmalar yaşanmaktadır. Bu çatışmalar iyi yönlendirildiği ve dozu aşırı olmadığı sürece faydalı olabilir.Ancak, çatışmanın sürekli ve aşırı oluşu öğretmenleri olumsuz yönde etkileyecek ve iş tatmininin azalmasına neden olacaktır.Yapılan araştırmada işyerindeki yarışma fırsatının öğretmenlerin % 48’ini tatmin etmediği görülmektedir.

g) İşin sosyal ihtiyaçları karşılayacak ortamdan uzak olması : Öğretmenlerin doğu hizmetini yaptıkları dönemde ve mütakip yıllarda uzun süre Küçük köy,kasaba ve ilçelerde çalışmaları, öğretmenlerin çalıştıkları yerlerde sosyal ihtiyaçları karşılayacak hastane, lokanta, konut, arkadaş çevresi,sinema, alış-veriş yeri...vs. yerler ve ortamlar olmaması, iş yerinin bu ihtiyaçları karşılayabilecek büyük yerleşim birimlerine de uzak olması öğretmenlerde iş tatminsizliğine neden olmaktadır.

h) İletişim yapısı : İletişim, bireyler arası duygu,düşünce ve bilgi alışverişidir. İletişim tek yönlü veya çift yönlü olarak gerçekleşir.Bir işletme iletişim sorunlarına gereken önem ve özeni göstermezse o örgütte yönetici-yönetilen ilişkileri olduğu kadar işgörenler arası ilişkiler de pek özlenen düzeyde gerçekleşmez (Sabuncuoğlu,1995:23-27).

Okullarda iletişimin tek yönlü oluşu ve iletişim kanalının yukarıya doğru kapalı oluşu öğretmenlerin istek ve şikayetlerinin bilinmesine ve gereken önlemlerin alınmasına engel olacağından kurumda huzursuzluğu  ve iş tatminsizliğini artırır.

I) Atamalardaki olumsuzluklar : Öğretmenlerin en fazla rahatsız olduğu konulardan birisi, aralarında adaletli davranılmadığıdır. Hizmet yılı fazla olan bir öğretmen köyde çalışırken stajyer bir öğretmenin değişik şekillerde merkezde çalışabilmesidir. Bu durum öğretmenleri mesleklerine karşı küstürmekte ve iş tatminsizliğini artırmaktadır.

 

5. Kişisel etkenler:

 

Çalışanların yaşları,cinsiyetleri,zeka düzeyleri, eğitim düzeyleri,değer yargıları, yetenekleri,psikolojik yapıları,beklentileri gibi birçok etken yapmış oldukları işlerden aldıkları hazzı ve iş tatminini olumlu yada olumsuz yönde etkiler.

a) Yaş : Araştırmalar yaş ve iş tatmini arasında genellikle olumlu bir bağıntı olduğunu göstermiştir.Buna göre yaş arttıkça kişilerin işlerinden daha fazla tatmin oldukları söylenir. Bunun nedeni , deneyim nedeniyle uyum artması olabilir.Yine daha genç çalışanların yükselme ve diğer iş kollarına ilişkinaşırı beklentilere sahip olmaları, işe ilk girdiklerinde doyumsuz olma olasılıklarını artırabilir.

Hezberg ve arkadaşlarına göre çalışanların 25 yaş ve öncesi ve 45 yaş ve sonrası iş tatmini düzeyleri yüksektir.  İnsanlar çalışmaya başladıklarında önemli ölçüde coşkuludurlar.Bu heyecan daha sonra azalır,20’li yaşların sonlarında ve 30’lu yaşların başlarında en düşük düzeydedir.İş tatmini daha sonra artan biçimde olumlu şekle dönüşmektedir(Silah, 2001:108)

Yapılan araştırma da bunları doğrulamaktadır yaşları 20-25 arası olan öğretmenlerle , yaşları 40’ ın üzeride olan öğretmenlerin iş tatmin düzeyleri yakın çıkmıştır. Yaşları 30-40 arasında olan öğretmenlerde ise iş tatminsizliği bu gruplara oranla % 80 civarında daha fazladır.

b) Cinsiyet : Kadın ve erkekler arasında iş tatmini konusunda belirgin bir farklılığın olduğu söylenemez. Ancak, kadın ve erkeğin sosyal rollerinin farklı olması,iş ile ilgili beklentilerinin da farklı olmasına neden olur. Bu nedenle ücret, iş saatleri, iş koşullarından duydukları tatmin de farklı olur.Sheppard ve Herrick 1972’ deki bulgularında; kadınların erkeklerden daha az iş tatmini duyduklarını belirtirler(Silah,2001:109)

Yapılan araştırmada bayanların, erkeklere oranla işlerinde %20 düzeyinde İş tatminsizliğinin fazla olduğu ortaya çıkmıştır.

c) Eğitim düzeyi: Eğitim düzeyi hem çalışanın performansını hem de çalışma tutumlarını etkiler.Eğitim düzeyi, çalışanların beklentilerini ve iş algısını etkiler.Eğitim düzeye yükseldikçe beklenti de yükselir. Bu konuda yapılan bir çalışmada  ilkokul mezunu bir işgörenin, aynı işte çalışan bir üniversite mezununa göre işinden daha fazla tatmin olduğu bulunmuştur.

Öğretmenlik mesleğini kazanmada gerekli olan eğitim düzeyi de zaman içinde değişmiştir. Aynı branşta Yüksek okul,fakülte ve yüksek lisans mezunu öğretmenlere rastlanabilmektedir. Öğretmenlerden eğitim düzeyi yüksek olanlar,yükselme fırsatlarını araştırmakta ve beklentileri daha fazla olmaktadır. Bu da işlerindeki  tatminsizliği artırmaktadır.

Yapılan araştırmada öğretmenlerden fakülte mezunu olanların ,yüksek okul mezunu öğretmenlere göre iş tatminsizliğinin % 50 oranında daha fazla olduğu bulunmuştur.

d) Zeka : Öğretmenlik mesleğinde çalışan insanların zeka düzeyleri birbirine yakın insanlar olması beklenilebilir. Bu durumda işlerinden de benzer ölçüde tatmin olacaklardır. Ancak mesleğe değişik dönemlerde sınavsız atanan veya çok düşük puanlarla girilebilen bölümleri bitirip de öğretmen olanların zeka düzeylerinin diğer öğretmenlere göre düşük olması muhtemeldir.Bu öğretmenler kendi zeka düzeylerinin gerektirdiği işlerden daha yüksek  zeka düzeyi isteyen bir işte çalıştıklarından işlerine daha bağlıdırlar ve iş tatminleri daha yüksektir.

e) Hizmet Süresi : Çalışanların işe ilk girişlerinde iş tatmini yüksektir, sonra düşmeye başlar, işteki kariyer düzeyi yükseldikçe tatmin düzeyi yeniden artmaya başlamaktadır(Silah,2001:108).

Yapılan araştırmada, hizmet yılı 1-5 yıl arası olanlarla, 20 yıldan fazla hizmeti olanların iş tatminsizliği yakın çıkmıştır. Mesleğe yeni başlayanların meslekten beklentileri fazla olabilir. Zamanla bu beklentiler gerçekleşmedikçe iş tatmini de azalmaktadır. Hizmet yılının  20’yi aştığında tatminin artmasının nedeni, bu dönemde bireylerin beklentilerinin azalması, iş değiştirme gibi bazı ihtimallerin ortadan kalkması olabilir.

f) Mesleğe uyum : Çalışanlar yapmak istedikleri, işi yaparken etkili ve verimli olabilecekleri işlerde çalışmaktan memnun olurlar.  İşlerini yaparken başarısız olacaklarını düşünür ve kendilerini bu iş için yeterli görmezlerse sürekli huzursuz olurlar, bu da işlerinden duydukları tatmini etkiler. Öğretmenlerden de alanı dışında çalışanların mesleğe uyum sağlayamadıkları ve başarısız olacakları endişesi taşıdıkları görülmektedir. Bu endişe öğretmenlerde iş tatminsizliğine neden olmaktadır.

Öğretmenlik mesleğine yeni atananların  meslekten beklentilerinin fazla olması (örneğin il merkezinde çalışmayı düşünmeleri, ücret beklentilerin fazla olması, lojmanda kalmayı ummaları)  mesleğinse bu beklentileri karşılayamaması da uyumu zorlaştırmaktadır. Bu dönemde birçok öğretmen istifa ederek gitmekte, kalanların işi işlerinden yeterince tatmin olmadan zorunlu olarak çalıştıkları görülmektedir.

g) Kişisel değerler  ve çatışma : Çatışma, , aynı yada karşıt olan eşdeğer iki durumdan birini seçmek zorunda kalan bireyde görülen karasızlık, uyuşmazlık,ikircikliktir(Başaran,1991:188). Birey kendiyle veya bir başka kişi yada etmenle çatışma halinde olabilir. Çalışanların kendi değerleriyle çalıştıkları kurum değerleri arasında bir çelişki varsa birey çatışma yaşayacaktır.Çatışma halinin uzun sürmesi bireyde baskı oluşturacağından bireyin yıpranmasına ve işine karşı soğumasına neden olur. Örneğin günlük hayatında tesettürlü olan bir bayan öğretmenin, işte zorunlu olarak başını açması iş tatminsizliği nedeni olacaktır.

h) Motivasyon : Güdüleme(motivasyon), insanların çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için doyum sağlayacak ya da amaca götürecek davranışlarda bulunma sürecidir(Silah,2001:62).

İnsanın kendi amacı için güdülenmesi kolay, örgütsel amaçlara güdülenmesi yapaydır.Bu yüzden yönetim işgörenleri, örgütsel amaçlara güdüleyebilmek için gereken ortamı ve bilinci yaratmak zorundadır.Başaran,1991:145).

Güdülenmenin son aşaması doyumla biter.Doyum yeterli düzeyde olmadığında işgören, doyumsuzluğu oranında düşkırıklığına uğrar(Başaran 1991:150).

Hezberkg, motivasyon etmenlerini içsel isteklendiriciler olarak nitelendirir.Bu etmenler var olduklarında iş tatminin artırırlar. Nitelikli işgörenler için motivasyon etmenleri daha etkili olabilmektedir (Bingöl,1997:272).

Öğretmenler nitelikli  işgörenler olduğundan motivasyon etmenleri onlarda etkilidir. Yapılan araştırmada öğretmenlerin %72’si motivasyon etmeni sayılabilecek “yöneticilerdin gördükleri desteğin ve rehberliğin” kendilerini tatmin ettiğini belirtmişlerdir.

I) yönetime katılma ve karar verme : Katılma yoluyla ast , işyerinin sorunlarından daha fazla haberdar olabilir.Sorunlara çözüm bulunmasında kendi görüşlerinin dikkate alındığını görerek gerçek bir doyum elde edebilir (Aydın,1994:284).

Çalışanlardan biri sorunların çözümüne ilişkin yeni bir öneri getirir, öneri doğrudan reddedilirse çalışan bu durum karşısında fikirlerine değer verilmediğini düşünerek hayal kırıklığına uğrar ve işini umursamaz bir tavır takınabilir (Thompson,1998:127)

Chinaekvu, öğretmenlerin kakar sürecine katılması,iş doyumu algıları, okul kültürü arasındaki ilişkiyi araştırmış, öğretmenlerin karar sürecine katılımı ile iş doyumu arasında önemli ilişki olduğu görülmüştür (Çelik,2000:161).

Diğer bir araştırmada, okul yöneticilerinin nasıl daha iyi yönetici olabileceği konusunda öğretmenlerin fikirleri sorulmuştur. Öğretmenlerin verdikleri yanıtlar arasında frekansı en yüksek olanı ,öğretmenlere okul politikasında söz hakkı tanınmasıdır.Politika ve planlama eylemlerine katılma olanağı bulan öğretmenlerin okullarına, katılmayanlardan çok bağlı bulundukları da bir başka araştırmanın sonucudur(Bursalıoğlu,1994:162).

 Yapılan araştırmada ,öğretmenlerin, bağımsız düşünce ve davranışları uygulama konusunda %32 sinin yeterince tatmin olmadığı anlaşılmıştır.

j) Takdir edilme :  Öğretmenler, yaptıkları çalışmaların amirleri tarafından bilinmesini ve takdir edilmesini beklemektedirler. Hata bu duygu bazen işin ekonomik boyutunun bile önüne geçmektedir. Öğretmenlerin bu beklentilerinin gerçekleşmemesi onlarda üzüntü veya kırgınlık oluşturmakta ekonomik yönden zaten doyum sağlayamamış olan öğretmenler psikolojik olarak  da doyum sağlayamamaktadırlar. Öğretmenlerin % 36’ sı  işlerini yaparken hissettikleri takdir edilme duygusundan tatmin olmadıklarını belirtmişlerdir.

k) Denetim Kaygısı ve stres : Öğretmenlerin    sürekli denetlenme endişesi içinde olmaları, denetim sırasında olumsuzluk yaşama korkusu, başarısız bulunma veya diğer öğretmenlerden düşük not olma kaygıları iş tatmini etkileyen unsurlardandır. Kaygı düzeyi çok yüksek olduğunda , bu kaygıya bağlı olarak  stres oluşur. Vücut uzun süreli strese maruz kalırsa çökmeye başlar ve fiziksel rahatsızlıklara,enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı direnci kırılır. Stresin sebep olduğu psikolojik rahatsızlıklar ise şiddetli deprasyon, nevrotik davranış ve psikotik davranışlardır(Thompson,151-152). Öğretmenlerdeki sürekli kaygı ve stres çalışma hayatlarını etkiler  bu da başarısızlığa ve iş tatminsizliğine neden olur.

 

                  

KAYNAKLAR

 

 

·         Aydın  Mustafa, Eğitim Yönetimi, Hatipoğlu Yayınevi, Ankara 1994

·         Başaran İ. Etem, Örgütsel Davranış,Ankara,1991

·         Bingöl Dursun, Personel Yönetimi, İstanbul 1997

·         Bursalıoğlu Ziya, Okul Yönetiminde Yeni Yapı ve Davranış, Pegem yayınları, Ankara,1994

·         Çelik Nuri, İş Hukuku Dersleri, Beta Yayınevi ,İstanbul ,1998

·         Çelik Vehbi, Okul Kültürü ve Yönetimi, Pegem yayınları, Ankara 2000

·         Eren Erol,  Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi, Beta Yayınevi, İstanbul,2000

·         Erol Eren, Yönetim ve Organizasyon, Beta Yayınevi, İstanbul,1996

·         Ergit Şükrü, Milli Eğitim ile İlgili Mevzuat,,Milli Eğitim Basımevi, Ankara ,1999

·         Sabuncuoğlu Zeyyat, Örgütsel Psikoloji, Ezgi Kitabevi, Bursa,1995

·         Silah Mehmet, Çalışma Psikolojisi, Selim Kitabevi, Ankara,2001

·         Silah Mehmet, Sosyal Psikoloji, Gazi Kitabevi,Ankara,2000

·         Tekin   Anadolu Ün. İ.İ.B.F.Dergisi, Eskişehir,1991

·         Thompson Brad Lee, Performans Geliştirme, hayat Yayınevi,1998

·         Tortop  N.  1994

 


Share |

Son Güncelleme (Pazar, 16 Mayıs 2010 21:12)

 


Bu makale ile ilişkili diğer makaleler:

  • İnsanın Eğitim İhtiyacı (Celal Tayyar UĞURLU) (2009-10-06)
  • Ogretmen Performans Degerlendirmesi (Ali Uçar -N.Öztürk) (2006-10-06)
  • Dunyada ve Turkiyede Egitim Yönetimi alaninda kuramsal bilgi üretimi sorunları ve çözüm önerileri (Celal Tayyar UĞURLU) (2009-10-05)
  • Öğretimin Denetimi (Celal Tayyar UĞURLU) (2006-09-30)
  • Mesleki egitimde kalitenin geliştirilmesi (Ali Uçar) (2006-09-30)
Powered By relatedArticle

Yorum ekle
JComments
Yazarlar
Doğan Ceylan İl Müdürlükleri denetim dışı tutulamaz
Doğan Ceylan
Rahmi Yaman SÜT İZNİ, YUR DIŞI GÖREVLENDİRMELER GİBİ DURUMLARDA EK DERS ÖDEMELERİ
Rahmi Yaman
Adnan Uçkun KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ ! (TEFTİŞ)
Adnan Uçkun
Z.Kürşat Torun Bir Performans İyileştirme Stratejisi: Özdeğerlendirme
Z.Kürşat Torun
Sebahattin Eker Öğrencilerin Zihin Haritalarını Tanıyabilmek (NLP)
Sebahattin Eker
Cemil Coşkun TÜRKİYE’DE TEFTİŞ SİSTEMİNİN SORUNLARI VE AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE DURUM
Cemil Coşkun
Zafer Özer İÇ DENETİM BİRİMİ RAPORU VE EĞİTİM DENETMENLERİ
Zafer Özer
Zekiye Morkoyunlu PROBLEM ÇÖZMEYE İLİŞKİN YAKLAŞIMLAR
Zekiye Morkoyunlu
Hasan Yüksel 66 AY TAMAM, SIRADA NE OLMALI?
Hasan Yüksel
Konuk Yazar KİM BUNLAR (Tufan BİLGİLİ)
Konuk Yazar
Anasayfa ._. Forum ._. Ziyaretçi Defteri ._. Sorular ve Cevapları ._. İletişim ._. Site Haritası ._. Yönetim ._. Üye Giriş / Kayıt
feed-image

Copyright © 2010 Müfettişler.Net.
Bu site, Müfettişler Derneği yayınıdır. Eğitim çalışanlarına hizmet amacıyla kurulmuştur. Doğan CEYLAN Yönetim Kurulu Başkanı.