Türk dilinin korunması (TBMM Araştırma Komisyonuna sunulmak üzere hazırlanmıştır) Doğan CEYLAN
- TÜRKÇEDEKİ BOZULMA NEDENLERİ
1. Söyleyiş Bozuklukları: Türkçemizde söyleyiş bozukluğu olarak; kelimelerin yanlış seslendirilmesi, vurguda bozukluk, argo kelimeler kullanılması gibi bozukluklar karşımıza çıkmaktadır. Başta televizyonlar olmak üzere görsel-işitsel kitle iletişim araçları söyleyiş bozukluklarına neden olmaktadır. Yabancı filmlerin seslendirilmelerindeki bozukluklar, yerli dizilerin ağız özellikleri taşıması, reklâmlarda kullanılan bozuk dil ile eğlence programlarının sunucuları ve konuk sanatçıların konuşma bozuklukları, başta gençler olmak üzere insanlarımızı etkilemekte ve söyleyiş bozukluklarına neden olmaktadır. Günlük hayatta argo kelimelerin yaygın kullanılması, gençler arasında adeta bunun bir iletişim tarzı haline gelmesi de dilimizdeki bozulma nedenlerindendir.
2. Okuma Bozuklukları: Markaların okunuşları ve reklâmları çok önemli bir etkendir. Turkcell, Maximum card, World card, Roc, Carrefour, Clear, Toysarus, Hobby, Woalite, Oral-B, Evy baby, Wanted..vb. onlarca reklâm sürekli yayınlanmaktadır. Reklâmlar seslendirilirken c harfinin bazen s bazen k olarak okunduğu; e sesisin e ve ı; y sesinin i; i sesinin a; u sesinin a; a sesinin ı,e, ey; o sesinin u olarak okunduğu görülmektedir. Yerli (TRT) ve yabancı (CNN) kısaltmaların okunuşundaki farklılıklar, bazı televizyon ve iş yeri isimleri de (show, fox, star, ntv, showroom, cafe vb.) okuma bozukluklarına neden olmaktadır.
3. Yazma Bozuklukları: Henüz Türkçede karşılığı bulunamamış onlarca kelime zorunlu olarak yabancı dildeki şekilleriyle yazılmakta ve seslendirilmektedir. Bazı kelimeler ise Türkçe karşılığı olduğu halde özenti nedeniyle yabancı kelime olarak yazılmaktadır. Bu haliyle Türkçe alfabede yer almayan W,X,Q harfleri dilimizde kullanılmaya başlamıştır.
4. Anlam Bozuklukları: Kelime dağarcığının az olması ayrıca kelimelerin anlamlarının tam olarak kavranamaması nedeniyle özellikle gençlerin duygu ve düşüncelerini anlatmada sıkıntı yaşadıkları ve anlamlı cümleler kuramadıkları, kelimeleri anlamlarına uygun kullanamadıkları, kurdukları cümlelerde anlam bozuklukları olduğu görülmektedir.
5. Cümle Yapısında Bozukluk: Kelime dağarcığının az olması, okuma alışkanlığının olmaması, televizyonlardaki bozuk söyleyişler vb. nedenlerle Türkçemizdeki kurallı cümleler yerine devrik cümlelerin kullanılmaya başlandığı, bunun da anlatım bozukluklarına neden olduğu görülmektedir. Örneğin telefonu açan kişinin “Ben …” diye kendisini tanıtması terk edilerek, “ …. ben” şeklinde tanıtması oldukça yaygınlaşmaya başlamıştır.
6. Bilgisayar Dili: Özellikle sohbet odalarında gençlerin oluşturduğu yazma tarzı, yazılı anlatım bozukluğunun nedenlerindendir. Örneğin, merhaba yerine mrb; selam yerine slm; ne haber yerine nbr?; gibi yüzlerce Türkçe kelime farklı şekilde yazılmaktadır. Bu, bir kültür haline gelmiştir ve yazılı anlatımımız açısından tehlikelidir. Sohbet odalarında bununla da kalmayıp Türkçeleri varken bunların yerine birçok yabancı kelime de kullanılmaktadır. Örneğin tamam yerine ok ; hoşcakal yerine by yazılması adeta bir kural olmuştur.
7. Kamu Personelinin Etkisi: Devletimizin temsilcisi olarak görünen kamu görevlilerinin Türkçeyi yanlış konuşmaları, bu yanlışlıkları meşrulaştırmakta ve dilimizde bozulmalara neden olabilmektedir.
ALINACAK ÖNLEMLER:
1. Türkçe konuşamayan vatandaşlar için okuma-yazma kurslarında olduğu gibi ülke genelinde Türkçe konuşma kursları düzenlenmelidir.
- Yabancı film çevirileri ve seslendirmeleri denetimden geçirilmelidir.
3. Televizyonlarda bir reklâm kuşağında yer alacak yabancı isimli markalara sınırlandırma getirilmeli ayrıca seslendirme çalışmalarına yönelik düzenleme yapılmalıdır.
4. Yerel aksanın yaygınlaşmasına neden olan köy, aşiret filmlerindeki seslendirme denetimden geçirilmelidir.
5. Program sunucuları mutlaka eğitimden geçirilmeli, sunucu olabilmek için belirli eğitimlerin alınması sağlanmalıdır. Sunuculardan Türkçenin bozulmasına neden olanlara, Türkçenin yanlış konuşulduğu dizi ve filmlere ilişkin ilgili birimlere RTÜK tarafından uyarıda bulunulmalıdır. RTÜK’e bu konuda ceza verme yetkisi tanınmalıdır.
6. Halkın dilimizdeki bozulma konusunda bilinçlendirilmesi, Türkçe kelimelerin doğru konuşulması ve yazılması için çalışmalar yapılmalı, dilimizin korunması konusunda milli bir şuur oluşturulmalıdır. Bu amaçla yazılı ve görsel reklâmlar hazırlatılmalı, dilimizin korunmasına, unutulan kelimelerimizin canlandırılmasına yönelik televizyon programları yapılmalı, ülke genelinde seminerler düzenlenmelidir.
7. Özellikle gençlerin argo kelimelerle konuşmasının önüne geçilmelidir. Bunun için milli bir dil bilinci oluşturulması amacıyla ders programlarına kazanımlar eklenmelidir. İnternette sohbet odalarında kullanılan bozuk yazı dilinin terk edilmesi için çalışmalar yapılmalıdır.
8. Kamu personeline doğru ve etkili Türkçe konuşmaları konusunda hizmet içi eğitim verilmelidir.
9. TDK tarafından söyleyiş kılavuzu hazırlanmalıdır.
- TÜRKÇEDEKİ YABANCILAŞMA NEDENLERİ
1. Dilimizin korunmasına ilişkin milli bilincin oluşturulamaması, dilimizdeki yabancılaşmanın önünü açmaktadır.
2. Teknolojik gelişme: Başta bilgi teknolojileri olmak üzere, teknolojik gelişme nedeniyle yabancı patentli ürünlerin artması, bu ürünlere zamanında Türkçe karşılık bulunamaması, dilimizdeki yabancılaşmanın başlıca nedenlerindendir. Örneğin bilgisayar kelimesinin dışındaki bilgisayara ilişkin isimlerin tamamına yakını yabancı kelime olarak dilimize girmiştir. Monitör, klavye, modem, harddisk, ethernet, internet, CD, DVD, wireless…vs. onlarca örneği vardır. Ayrıca diğer teknolojik gelişmeler de dilimizde yabancılaşmaya neden olmaktadır. LCD televizyon, projeksiyon, dijital fotoğraf makinesi, no-frost buzdolabı…vb.
Teknolojik ürünlerin yanı sıra bu ürünlerin kullanımına ilişkin programlar da dilimizde yabancılaşmaya neden olmaktadır. Örneğin bilgisayara ilişkin windows, word, excel, media player, powerpoint, adoberader, flashget gibi onlarca yabancı program ismini kullanmak zorunda kalmaktayız. Telefonun wap özelliği, dijital fotoğraf makinesinin pixel özelliği gibi onlarca yabancı kelime dilimize girmiştir.
Bu ürünlerin kullanımına ilişkin yarı yabancı, yarı Türkçe yeni deyimler ortaya çıkarak dilimizde yabancılaşmayı arttırmaktadır. “Download etmek” “chat yapmak” “nick kullanmak” gibi birçok deyim dilimizi yabancılaştırmaktadır.
3. Kitle iletişim araçları: Televizyon programları, filmler ve özellikle reklâmlar, dilimizde yabancılaşmaya neden olan en önemli etkenlerdendir. Özellikle çocukların dil kullanımı konusunda çok etkilendiği reklâmlardaki yabancı kelime sayısı Türkçe kelime sayısından daha fazladır. Bir reklâm kuşağındaki reklâmları izlediğinizde durumun ciddiyeti ortaya çıkmaktadır. Örnek: Bebeto two star, Evy baby, Eti Wanted, Doritos Play, Milupa Aptamil, Bebelack, Hobby supergol, Toysarus, Çokomilk, Max…vs. çocuklara yönelik ürünlerin yanı sıra temizlik ürünlerindeki yabancı kelimelerin çokluğu da dikkat çekicidir. Nivea hend end plas, Dove terapi,Woalite, Clear men, Roc kompletelift, Yumoş Extra, Oral-B, Elseve color vive, …vs.
Gazeteler, dergiler, kitaplar dilimizdeki yabancılaşmaya neden olan araçlarındandır. Yeni bir ürüne veya uygulamaya ilişkin ilk tanıtımlar gazete ve dergilerde yapılmaktadır. Bir reklam firmasının veya köşe yazarının kullanmış olduğu yabancı kelime hızla toplumun diğer kesimleri tarafından da kullanılmaya başlanmakta ve dilimize yerleşmektedir. Ayrıca birçok yazar yazılarında, (daha kültürlü görünme kaygısıyla) Türkçe karşılığı bulunduğu halde Türkçesini kullanmayıp yabancı kelime kullanmayı tercih etmekte ve dilimize yabancı kelimelerin yerleşmesine neden olmaktadır.
4. Yabancılaşmada devlet etkeni: Kamu kurumlarına ait yönetim birimlerinde ve bağlı kurumlarda yabancı kelimeler kullanılması yabancılaşma etkenidir. Örneğin: Toprak Mahsulleri Ofisi ajans amirlikleri nedeniyle “ajans” kelimesi, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel rehabilitasyon merkezleri, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarının Yönetici Atama Yönetmeliğinde geçen “Eğitim Kampusu” gibi yabancı kelimeler dilimizde yabancılaşma nedenidir.
Yasal metinlerde (Yasa, Tüzük, Yönetmelik, Genelge) yabancı kelimeler kullanılması, incelemesi devlet tarafından yapılan ders kitaplarında yer alan yabancı kelimeler yabancılaşma nedenlerindendir.(Örneğin proje, performans, portfolyo…)
Kamu görevlilerinden özellikle üst düzey yetkililerin açıklamalarında yabancı kelimeler kullanması yabancılaşmaya neden olmaktadır (Örneğin “mortgage” kelimesinin devlet yetkilileri tarafından kullanılması bu kelimenin kısa sürede toplumda yaygınlaşmasına neden olmuştur)
Avrupa Birliği ile ilgili çalışmalar, batıya dönük politikalar sonucunda Avrupa Birliği çatısı altında tek bayrak altında yaşama hedefi dilimizin de bu kültürler içinde erimesine neden olabilecek önemli bir etkendir.
4. Yabancı bir kelime dilimize girmeden Türkçe karşılığının bulunmasında geç kalınması veya önerilen kelimenin halk tarafından benimsenmemesi dilimizdeki yabancılaşmanın temel nedenlerindendir. Bu çalışmalar TDK tarafından yürütülmektedir. Yukarıdaki örnekte “mortgage” kelimesi aylarca basında yazılıp çizildikten sonra TDK tarafından Türkçe karşılığı olarak “tutsat” kelimesi önerilmiştir. Ancak artık “mortgage” kelimesi dilimize girmiştir. Yine yazılış ve okunuş itibarıyla Türkçemize uygun olmayan “wireless” kelimesine zamanında karşılık bulunmadığı için son zamanda dilimize giren kelimeler arasındadır. Dilimize giren yabancı kelimelere TDK tarafından zamanında karşılık bulunamaması en önemli yabancılaşma nedenlerindendir. TDK tarafından önerilen birçok kelime ise halk tarafından beğenilmemekte, “uyduruk” kelimeler olarak değerlendirilmektedir. Türkçemizin kaynağı Türk halkıdır ve bir yabancı kelimeye bulunacak Türkçe karşılığı halkın önerilerini dikkate alarak tespit etmek doğru karşılık bulunması açısından önemlidir.
5. Yabancı marka isimleri, dilimizdeki yabancılaşma nedenlerindendir. Örneğin giyimle ilgili olarak karşımıza onlarca yabancı marka çıkmaktadır. Hatta birçok Türk firması yabancı isimle markalar oluşturmakta, bunları iç ve dış piyasalarda pazarlamaktadır. Dilimizdeki yabancı kelimelerin ve isimlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Dilimizdeki birçok kelime ise kullanılmadığından unutulmaktadır.
6. Ülkemizdeki işyeri isimlerinin yabancı kelimelerden seçilmesi yine yabancılaşma nedenlerindendir.
ALINACAK ÖNLEMLER:
1. “Türkçenin korunmasına yönelik yasa” en kısa sürede çıkarılmalıdır.
2. Türk Dil Kurumu’nda yapısal değişiklik yapılmalı, kurum daha işlevsel hale getirilmelidir. Bu kuruma bağlı, dilimizle ilgili çalışmaları yürütecek bir akademi kurulmalıdır.
3. Türk Dil Kurumunun yabancı kelimeler dilimize yerleşmeden önce bu kelimelere Türkçe karşılık bulması yabancılaşmayı önleyebilecektir. Bunun için sadece kurum içindeki çalışanlarla yetinilmemeli, milli bir bilinçle bütün halkın çalışmalara katılmaları sağlanmalıdır. Dilimize girmesi muhtemel bir yabancı kelimeye uygun Türkçe karşılık bulabilmek için bilim adamlarından, dil konusunda yetişmiş insanlardan ve halktan öneriler alınmalı, en uygun kelime karşılık olarak seçilmelidir. Kelime seçilirken anlamı karşılamanın yanı sıra, halkın seçilecek kelimeyi severek kullanıp-kullanmayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü en güzel Türkçe kelimeler bulunsa dahi halk kullanmadığı sürece bunun bir anlamı olmaz.
Kelime türetme çalışmalarında öncelikle, unutulmuş Türkçe kelimeler araştırılmalı, daha sonra diğer Türk devletlerinin kullanmış olduğu Türkçe kelimeler incelenmeli, bu iki araştırma sonunda Türkçe karşılığı yoksa kelime türetme yoluna gidilmelidir.
Modernleşme sürecinde dilimizde unutulan yüzlerce kelime olmuştur. Bu kelimelerin bir kısmının kullanılmasını gerektirecek ortam da kalmamıştır. Bu kelimeler araştırılarak aynı veya benzer amaçla kullanılan teknolojik araçlara isim olarak konulabilir.
Yabancı kelimelere karşılık olarak bulunan Türkçe kelimelerin kullanılması için kamu görevlileri ve basın yayın organlarıyla işbirliği yapılmalı bu kelimenin kullanılması sağlamalıdır.
Türkçe karşılığı bulunan yabancı kelimeler dilimizden atılmalıdır.
4. Devlet teşkilat yapısında yer alan yabancı kelimeler Türkçeleştirilmelidir. (Örnek:TMO Ajans Müdürlükleri, MEB Özel Rehabilitasyon Merkezleri, Eğitim Kampusu, Milli Prodüktivite Merkezi )
Yapılacak yasal düzenlemelerde Türkçe kelime kullanılmasına özen gösterilmeli, yasal metinler hazırlanırken metinde yer alan yabancı kelimelere Türkçe karşılık bulunması için çalışma yapılmalıdır.
Devleti temsil eden yöneticiler her türlü açıklamalarında Türkçe kelimeler kullanmaya özen göstermelidir.
Uluslararası şarkı yarışmalarına ülkemizi temsilen katılan şarkıcılar Türkçe sözlü şarkı söylemelidir.
Uluslararası toplantılarda, ikili görüşmelerde, basın açıklamalarında devlet temsilcilerimiz Türkçe konuşmalıdır.
5. TSE patentli ürünlere Türkçe isim koyma zorunluluğu getirilmelidir. Bu ürünler yurtdışına farklı isimlerle pazarlanabilir; ancak yurtiçinde Türkçe adla üretilip pazarlanmalıdır.
6. Televizyonlarda bir reklâm kuşağında yer alacak yabancı isimli markalara sayı sınırı konulmalıdır.
7. Türkçe isim kullanan ürünlere bazı imtiyazlar sağlanmalıdır. (Daha düşük vergi ödenmesi, maddi teşvik verilmesi gibi)
8. Halk, ismi Türkçe olan ürünleri almaya teşvik edilmelidir. Böylece yabancı isim kullanan markaların Türkçe isim kullanmaya eğilimi artırılmalıdır.
9. Her yıl okullarımızda kutlanılan yerli malı haftasında Türk ürünlerinin, Türkçe isimli ürünlerin tüketilmesine yönelik etkinlikler düzenlenmelidir.
10. Her yıl en iyi Türkçe marka ismi seçilerek ödüllendirilmeli, üreticiler Türkçe marka oluşturmaya teşvik edilmelidir.
11. İşyeri isimlerinin Türkçeleştirilmesine yönelik kampanyalar düzenlenmelidir.
12. 1980’e kadar yürürlükte olan ve işyeri levha ve tabelalarının Türkçe olmasını zorunlu kılan 5237 Sayılı Kanunun 21. maddesi yeniden uygulamaya konulmalıdır.
13. Türkçe işyeri isimlerini teşvik için reklâm panoları Türkçe olan, ilanlarında Türkçe kelimeler kullanan işyerlerine vergi indirimi yapılmalıdır.
14. Dil gümrüğü uygulanmalıdır.
15. Okullarımızda okutulan ders kitapları Milli Eğitim Bakanlığınca titizlikle incelenmeli, Türkçe karşılığı olduğu halde kullanılan yabancı kelimeler kitaplardan çıkarılmalıdır.
- TÜRKÇENİN ETKİN KULLANIMI İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Yukarıda belirtilen Türkçedeki bozulmaya ve yabancılaşmaya karşı alınacak önlemlere ilişkin öneriler aynı zamanda Türkçenin etkin kullanımını da sağlayacaktır. Bu önerilerin dışında yapılabilecek diğer çalışmalar;
1. Tutumların küçük yaşlarda oluştuğu dikkate alındığında dil sevgisinin okulöncesinde kazandırılmaya başlanması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle öncelikle dil eğitimi konusunda aileler eğitilmelidir. (Aile eğitimleri, Halk Eğitim Merkezleri, okullar ve sivil toplum örgütleri aracılığı ile yürütülebilir)
2. Okulöncesi ve ilköğretim okulu Türkçe eğitim programına Türkçeyi sevme ve korumaya yönelik tutumların kazandırılmasına ilişkin kazanımlar eklenmelidir. Ayrıca öğrenci karnesinde yer alan davranış değerlendirme bölümüne “Türkçenin etkin ve doğru kullanılması” davranışı konulmalıdır.
3. İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında kutlanan belirli gün ve haftalar arasına “Dil Bayramı” konulmalıdır. 26 Eylül’de başlayan bu haftada her yıl ülke genelinde dil şenlikleri düzenlenmelidir. Bu şenliklerde, öğrenciler arası şiir, hikaye yazma, okuma, masal anlatma gibi yarışmalar düzenlenmeli teşvik edici ödüller verilmelidir. Tanınmış yazarlar ülke genelinde gezilere çıkıp, dilimizin korunmasına ve etkin kullanımına ilişkin seminerler vermelidir. Basın-yayın araçları dil konusu üzerinde durmalıdır. Dilimizin bayrağımız gibi önemsenmesi gerektiği bilinci topluma kazandırılmalıdır.
4. Dil bayramı etkinlikleri arasında “Türkçe Olimpiyatları” gibi uluslar arası etkinliklere yer verilmeli, Türkçenin Dünya ülkeleri arasında itibar edilen bir dil olması için çalışmalar yapılmalıdır.
5. Türk Devletlerin ve topluluklarının ortak girişimiyle bütün Türk Cumhuriyet ve toplulukları arasında konuşulan ortak bir lehçe ve alfabe geliştirilmesi için TİKA benzeri bir kuruluş oluşturulmalıdır.
6. Dilin küçük yaşlarda öğrenildiği dikkate alınarak; Türk yapımı çizgi filmlerin sayısı artırılmalı, bu çizgi filmlerde Türkçeyi güzel konuşan, öğrencilerin örnek alacağı kahramanlara yer verilmelidir.
7. Türk yapımı çocuk programlarının sayısı artırılmalıdır.
8. Çizgi roman türünde seri halinde yayımlanacak, Türkçeyi doğru konuşan kahramanları bulunan kitaplar bastırılmalıdır.
9. Çocuk kitaplarının sayısının artırılabilmesi için her yıl ülke genelinde hikâye kitabı yazma yarışması düzenlenmelidir.
10. Yazarlar, Türkçe kelime kullanmaya özendirilmeli, bunun için bilgilendirme toplantıları yapılmalı, belirli aralıklarla yazarlara ödüller verilmelidir.
11. Başta öğrencilerimiz olmak üzere, tüm bireylerin Türkçeyi doğru konuşabilmesi için internet ortamında ücretsiz sesli kitap yayını yapılmalıdır. Bu yayınları Milli Eğitim Bakanlığının, TRT veya Türk Dil Kurumu’nun yapması mümkündür.
12. Okullarda seçmeli dersler arasına “Türk lehçeleri” dersi konulmalıdır.
13. Meslek liselerinde Türk Dili ve Edebiyatı ders saatleri artırılmalıdır.
14. Türk Cumhuriyetleri ile ortak dergi ve gazeteler çıkarılmalıdır.
15. Türk Cumhuriyetleri ile ortak bir televizyon kanalı kurulmalı, bu kanalda bütün soydaşlarımızın hazırladığı programlara yer verilmeli, Türkçemizde unutulmuş olmasına rağmen diğer Türk devletlerinde hâlâ kullanılan birçok kelime bu sayede yeniden canlandırılarak Türkçemize kazandırılmalıdır.
Doğan CEYLAN
Not: Rapor İlgili Meclis Araştırma Komisyonuna gönderilmek üzere İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlıkları adına yazılmıştır.
Son Güncelleme (Cumartesi, 09 Ekim 2010 09:44)
| Bu makale ile ilişkili diğer makaleler: |
|---|
|
| Powered By relatedArticle |
|
İl Müdürlükleri denetim dışı tutulamaz |
| Doğan Ceylan | |
|
SÜT İZNİ, YUR DIŞI GÖREVLENDİRMELER GİBİ DURUMLARDA EK DERS ÖDEMELERİ |
| Rahmi Yaman | |
|
KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ ! (TEFTİŞ) |
| Adnan Uçkun | |
|
Bir Performans İyileştirme Stratejisi: Özdeğerlendirme |
| Z.Kürşat Torun | |
|
Öğrencilerin Zihin Haritalarını Tanıyabilmek (NLP) |
| Sebahattin Eker | |
|
TÜRKİYE’DE TEFTİŞ SİSTEMİNİN SORUNLARI VE AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE DURUM |
| Cemil Coşkun | |
|
İÇ DENETİM BİRİMİ RAPORU VE EĞİTİM DENETMENLERİ |
| Zafer Özer | |
|
PROBLEM ÇÖZMEYE İLİŞKİN YAKLAŞIMLAR |
| Zekiye Morkoyunlu | |
|
66 AY TAMAM, SIRADA NE OLMALI? |
| Hasan Yüksel | |
|
KİM BUNLAR (Tufan BİLGİLİ) |
| Konuk Yazar | |




Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için