DEVE Mİ KUŞ MU ?
EĞİTİM ÖRGÜTÜ
Yönetim biliminin bir kolu olan eğitim yönetiminde pek çok ekol ve kuram bulunmaktadır. Eğitim örgütlerinin ürünü insan davranışıdır. O nedenle eğitim örgütleri “insan” öğesi yönünün çok güçlü olduğu örgütlerdir. Eğitim yönetimi, insan ve madde kaynaklarını eşgüdümleyerek, kurumunda en yüksek verimi elde etmeye çalışır. Bu nedenle klasik ve sistem ekolünden ziyade davranışçı ekole daha yatkındır diye düşünülebilir. Davranışçı ekolün ana temasını insan öğesinin sosyal ve psikolojik durumunu ön plana almalarıdır. Kısacası moral ve doyumları ile verimlilik arasında ilişki vurgulanır.
YÖNETİCİ ve PROBLEM
Kadim uygarlıklardan günümüze yönetim adına pek çok arayışlar olmuştur. Sümerler; planlama, kontrol ve organizasyonu, Mısırlılar; dürüstlük ve halka iyi davranmayı, danışmayı, dilekçe ile müracaatı, ücret ödemeyi uygulamışlardır. Sonraki medeniyetler yönetim kavramını geliştirerek bu günlere gelinmiştir. Esasen yönetim bir “güç” işi olduğundan despotik yönelimleri ve gerginlikleri bünyesinde barındırır. Yönetim literatüründe “aheng”, "yüksek moral”, ”adalet”, “dürüstlük”, ”saygı ve sevgi”, ”iyi huy” ilkeleri hep egemen olmuştur. İnsanoğlu bu ilkelere/özelliklere yaklaştıkça, despotik yönelimler durumsal kalmıştır.
Bu güne kadar yönetim biliminde pek çok özellik tartışılmıştır ama “olmazsa olmaz” özellik deyince;
Dürüstlük,
Yetkinlik,
İleri Görüşlülük,
Sorgulayıcı Gözlemcilik
Tartışılmaz olarak ön plana çıkmıştır.
Bu kavramların içinin doldurulması bize problem çözümünde yardımcı olur. Problem çözümünde temel veri “İnsan faktörünün analizi” gibi gözükmektedir. Esasen yönetim bir problem çözme sürecidir. Bu da “insanın kendini bilmesi” ile ilişkilidir. En iyi yönetici “kendini-nefsini-haddini bilen” yöneticidir. İnsanın “mutlu ve huzurlu” olmasına yönelik her türlü arayış yönetim biliminin temel yapı taşlarını aramak olsa gerektir.”Mutlu ve huzurlu insan” sisteme kendisi gibi olumlu katkı sağlar. Yönetim sivil bir kavram olmasa gerek. Yönetimden kaynaklanan problem çözümünde “aşkın-içkin-normatif” takas sisteminin terminolojisi olan “fedakârlık” yerine yönetim biliminin yukarıda belirtilen özellikleri ve illâki bir sivil kavram kullanılacaksa, kendini bilme-tanıma ile ilgili “empati” fenomeninin kullanılması daha doğru olduğu düşünülebilir.
SORULAR
Zihin dünyamda ki cevapsız sorular ;
1-Onca yıldan sonra layık görülerek verilen “Eğitim Müfettişi” ünvanı niye kaldırıldı?
2-Bakanlığımızın iki Denetim kurumu olan Bakanlık Müfettişlerine ‘…Denetçi’ denilirken Eğitim Müfettişlerine ‘….Denetmen’ ünvanı niye verildi ? Bu ayrımdaki ölçüt,bilimsel kriter veya gerekçe nedir?
3-(Milli Eğitim Şûralarının 14.,15., ve 17. Şûralarında alınan kararlar doğrultusunda teftiş birimlerinin birleştirilmesi ve düzenlenmesini içeren hükümler bulunmaktadır.)
-Pek çok kurumda teftiş birimleri birleştirilirken neden bizde birleştirilmeyip, üstelik bir arttı?
-Milli Eğitim Şuralarının bağlayıcı olmadığı belirtildiği halde neden o kadar işgücü-emek ve ekonomik kayba sebep olunur ?
4-“Eşit işe eşit ücret” yönetime dair bir temenni midir, ütopya mıdır yoksa laf-ı kibar mıdır ?
5-Yaklaşık 800 bin bağlısı bulunan ve pek çok nedenle hareketliliği fazla olan Milli Eğitim Bakanlığının tüm tayin atamalarının yaz ayında belli dönemde yapılması uygun bir tercih midir ?
6-Eş durumu özrü ile karşı karşıya kalan eğitim personelinin yönetim biliminin ekol, kuram ve süreçleri açısından açıklaması nedir?
7-Çift yönlü rotasyon uygulanan İl Eğitim Denetmenlerinin (Eğitim Müfettişlerinin) iş doyumu ve moral değerlerinin beklentiler ile örtüşme derecesi arasında nasıl bir ilişki var ?
8-Yasal düzenlemeler yapılırken iş görenlerin görüş ve düşüncelerinin alınması yönetim biliminin temellerinden biri değil midir? Bunu düzenleyen mevzuat oluşturulmamış mıdır ?
…
BİRBİRİMİZİ DİNLEYEBİLSEK !
“Bir zamanlar bir yemek fabrikasından bir grup yönetici ile birlikte çalışıyordum. Bir süre sonra, karşıt düşünce unsurunun kurumun yerleşik kültüründe kök saldığını fark ettim. Öyle ki toplantılarda meydana gelen tartışmaların büyük bir çoğunluğu bu yerleşik unsurun sonucu olan alışkanlıktan meydana geliyordu. Kurumun belli başlı ünitelerde tasarrufa gitmesi gerekiyordu ve her yönetici şiddetli bir şekilde kendi köşesini korumaya çalışıyordu (bu yönetim kademesinde hiç bir kadın yoktu.).
Stratejik plânlama yapılan bir oturum esnasında tartışma o kadar yıpratıcı bir hâle geldi ki, herhangi bir olumsuz yorum yapan birisine ceza verileceğini söylemek zorunda kaldım. 0 andan itibaren bütün cevaplar ‘evet, ama’ dan ziyade ‘evet ve ayrıca...’ şeklinde olacaktı. Böylelikle teklifler reddedilmek yerine geliştirilecekti. Masanın ortasına bir kutu koydum. Aksini yapanlar kutunun içine her seferinde birer dolar atmak zorunda kalacaktı.
İlk etapta sohbetin hızı hissedilir derecede azalmıştı. İlk beş dakika içinde kutuda beş dolar birikmişti. Bir müddet sonra katılımcılar ‘evet ama’lı cevapların üzerinden atlamaya başlamış ve dinleme kalitesi de hissedilir derecede artmıştı. Sorulara gerçek cevaplar veriliyor, yanlış anlamalar düzeltiliyor ve yeni düşünceler geliştiriliyordu. Daha önceleri mevcut düşmanca atmosferden dolayı hiç ağzını açmayan bir yönetici bile, kendi çapında ufak çaplı bir sunum yapmıştı.
Toplantının ardından yöneticilerden biri bana şu şekilde görüşlerini aktarmıştı: “Daha önce asla birbirimize karşı böyle konuşmamıştık, asla böyle bir şey olabileceğini düşünememiştim. Bundan sonra her toplantıda ben de masanın üzerine bir kutu koyacağım.” ”
UMU
Beklentilerini abartma, makul, mantıklı bir çerçevede tut ki hayal kırıklığı yaşamayasın.
GÖNÜL
Gönül,naiftir, Allah’ın evidir. Gönül kıranlar kiminle muhatap olduklarını bilseler !
BAKIŞ
Gözleri şaşı bir adam, topallayarak yürüyen bir dostuna rastlamış:
-Nasılsın bakalım, aksayan bir şey yok ya, diye sormuş.
Topal dostun yanıtı:
-Her şey gördüğün gibi...
(Çetin ALTAN’dan)
Başlık mı ? Çağrışımla ilgili…
Adnan UÇKUN
Müfettişler Derneği Yön.Kur. Ü.
Son Güncelleme (Pazartesi, 19 Aralık 2011 18:11)
| Bu makale ile ilişkili diğer makaleler: |
|---|
|
| Powered By relatedArticle |
|
İl Müdürlükleri denetim dışı tutulamaz |
| Doğan Ceylan | |
|
SÜT İZNİ, YUR DIŞI GÖREVLENDİRMELER GİBİ DURUMLARDA EK DERS ÖDEMELERİ |
| Rahmi Yaman | |
|
KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ ! (TEFTİŞ) |
| Adnan Uçkun | |
|
Bir Performans İyileştirme Stratejisi: Özdeğerlendirme |
| Z.Kürşat Torun | |
|
Öğrencilerin Zihin Haritalarını Tanıyabilmek (NLP) |
| Sebahattin Eker | |
|
TÜRKİYE’DE TEFTİŞ SİSTEMİNİN SORUNLARI VE AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE DURUM |
| Cemil Coşkun | |
|
İÇ DENETİM BİRİMİ RAPORU VE EĞİTİM DENETMENLERİ |
| Zafer Özer | |
|
PROBLEM ÇÖZMEYE İLİŞKİN YAKLAŞIMLAR |
| Zekiye Morkoyunlu | |
|
66 AY TAMAM, SIRADA NE OLMALI? |
| Hasan Yüksel | |
|
KİM BUNLAR (Tufan BİLGİLİ) |
| Konuk Yazar | |




Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için