Öğrencilerin Zihin Haritalarını Tanıyabilmek (NLP)
Bu yazımda zihin dili programlaması olarak adlandırılan NLP’NİN eğitimde kullanılabilirliği üzerine yapmış olduğum bir çalışmaya sizlerle paylaşmak istedim.
Dünyayı anlayabilmek ve araştırabilmek için duyularımızı (görme, duyma, dokunma, tat ve koku) kullanırız. Yaşadığımız dünyada her tarafımız uyarıcılar tarafından kuşatılmış durumda, bu nedenle çevremizden bize sunulan her şeyi anlamlandırmamız ve algılamamız mümkün olmadığından, bizim işimizi kolaylaştıran, hangi uyaranları almamıza karar vern süzen algısal filtrelerimiz vardır. Algısal filtrelerimiz kişiseldir, kendi deneyimlerimize, kültürümüze, yetişme tarzımıza, inançlarımıza, değerlerimize ve varsayımlarımıza dayalıdır.
Olaylara durumlara ve kavramlara kendimize uygun anlamlar yükleyerek diğer insanlardan farklı olabilecek kendi kişisel gerçekliğimizi yaratırız. Öğrencilerimiz içinde durum böyledir. Onların zihinlerinin nasıl çalıştığını, zihin haritalarını tanımaya başladığımızda koçluk çalışması da başlamış olur. Harita bölgenin kendisi değildir. Onların zihinlerinde yarattıkları kavramlar da gerçeğin kendisi olmayabilir. Bu süreci düşünmenin yararlı bir yolu, onu harita yapımıyla karşılaştırmaktır. Ortada bir toprak parçası vardır ve haritalar bunu anlamamıza yardımcı olur. Yalnız haritalar seçicidir ve içerdikleri bilgi tipleri kullanım amaçlarına göre değişir. Örneğin sevgi kavramı söylendiğinde, kimimiz eşimizi, kimimiz annemizi düşünebiliriz.
Kısacası harita bölgenin kendisi değildir. Neden herkes Fenerbahçeli değildir? Ya da herkes aynı siyasi partiye oy vermez? Tutulan takımın renkleri, ismi ya da oy verilen siyasi partinin politikaları, söylemlerini algısal filtrelerimizle değerlendirir, takımımızı tutmaya, hoşumuza giden partiye oy vermeye başlarız. Böylece kendimize ait bir model oluştururuz. Modellere saygı göstermezsek iletişime geçtiğimiz kişi ya da kişilere kendimizi anlatamaz, anlaşılamayız.
Filtrelerimizi değiştirip geliştirerek kişisel haritamızın hazırlanışı üzerinde denetim kurabiliriz. Dar ve içi boş inançlar kuru ve kısıtlı ve 40 derece bakışlık haritalara yol açar. Algılama filtrelerimizi değiştirirsek, dünya daha zengin ve heyecan verici bir hale gelebilir. 360 derece görebilir, bakabilir ve duyabiliriz. İnsanların çok farklı dünya haritalarına sahip olabileceklerini unutmamalıyız. Tecrübelerimizi, birikimlerimizi kendimize ve başkalarına açıklamak için haritalar kullanırız. Etkili bir iletişim kurmak için başka insanların dünya haritalarını anlamak ve takdir etmek zorundayız.
.
Etkili iletişim becerileri
Kısacası iletişim; diğer insanlarla - tesadüfi konuşma, ikna, öğretme, görüşme - her türlü etkileşimi tanımlamada kullanılabilecek bir eylemdir. İletişim en az iki insan tarafından ortaya konan dinamik bir süreçtir.
İletişim sırasında neler olduğuna hiç dikkat ettiniz mi? Bir birey dikkatini bir başkasına verdiğinde karşısındakinin söylediklerini ve yaptıklarını sistemine dahil eder. İnsan kendi içsel düşünceleriyle “harita kavramını hatırlayınız” duygularıyla temas kurar kendi haritasındaki düşünme tarzı ve bireysel bakış açısı ile tepki verir. İletişim söylediğimiz sözcüklerden çok daha fazlasını içerir. Hiçbir şey söylememeden susmak bile bir iletişim yöntemidir. İletişimde asıl etkinin %55 oranında vücut dili - duruş, el hareketleri, göz teması, vs., %38 oranında ses tonu ve sadece %7 oranında söylenen sözcüklerden oluştuğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.
Basit bir cümle kuralım. ’Ahmet’in saçlarını seviyorum’. Vurgulamayı farklı kelimeler üzerine koyarak bu cümleyi bir kaç kez söyleyin. Sesinizin ton, yükseklik ve tınısını değiştirmenin anlamı nasıl değiştirebileceğini gördünüz mü?
Etkili İletişim İçin Üç Önemli Adım
1. Hedefinizi belirleyin
Öğrencilerinizle, eşinizle, çocuğunuzla yada her hangi bir grupla iletişimde bulunurken ne elde etmek istediğinizi önceden belirlerseniz, kuracağınız iletişimin kalitesi artar, kişi üzerinde olumlu etki kurabilirsiniz. Öncelikle kendinize, “Kuracağım iletişimden ne bekliyorum, bana ve karşımdaki kişiye faydası nedir”sorusunu sorarak işe başlayabilirsiniz.
2. Duyularınız açık olsun
Belirlediğiniz mesajı aktarıp aktaramadığınızı anlamanın tek yolu karşıdaki kişi tarafından nasıl algılandığının farkına varmaktır. Kişinin içsel düşünme ve duyguları dış davranışlarına yansır. Bireylerin nasıl tepki verdiğini anlamak istiyorsanız vücut duruşlarına, nefes alış verişlerine, deri rengine, göz hareketlerine, el ve ayak hareketlerine, yüz ifadelerine ve seslerinin ton ve kalitesindeki değişikliklere dikkat edin.
3. Esnek olun
Etkili bir ileşim kurmanın püf noktası iletişimin anlamı, aldığınız tepkidir. İletişim bir devredir. Yaptığınız şeyler karşıdakini etkiler ve onun yaptığı şeyler de sizi etkiler.
Olay bir Anadolu köyünde geçer, İlköğretim Müfettişi köy okulunu denetlerken, tek öğretmenli okulda müdür odası yoktur. Müdür, evrakların bulunduğu masanın ön kısmını duvarla birleştirmiştir. Kendisinden evrak istendiğinde, masanın üzerinden uzanarak çekmeceleri açmaya çalışmaktadır. Müfettiş, “Hocam masayı neden duvarla birleştirdiniz, evrakları alması zor olmuyor mu?” diye sorduğunda, okul müdürü “Hocam, siz biliyor musunuz, bu köyde sular yok, köylü okulla ilgilenmiyor, çocuklarda bir sürü haşere var” dediğinde, müfettiş “suların akmaması ve haşare ile masa arasında nasıl bir korelasyon var, anlayamadım” deyince, okul müdürü “Affedersiniz müfettişim, korelasyon ne demek ben de onu anlayamadım” der.
Unutmayın iletişimde önemli olan, sizin ne söylediğiniz değil, karşınızdakinin bundan ne anladığıdır. İnsanların tepkilerini izlerken aslında amaçladığınızdan farklı bir mesaj aktarmış olduğunuzu görürseniz, bunu faydalı bir dönüt olarak kabul edin ve istediğiniz tepkiyi alıncaya kadar iletişim şeklinizi değiştirin. Sonunda başardığınızı göreceksiniz.
İletişimde uyum son derece önemlidir.
Yukarıdaki satırlarda da bahsettiğimiz gibi iletişim kelimelerden başka şeyleri de içinde barındırmaktadır. Etkili bir iletişim kurabilmek için öncelikle uyum yeteneğine sahip olmak gerekir. Karşıdaki insanın görüşlerine katılmasanızda onun duygu ve düşüncelerine önem verdiğinizi belirtmeniz yani anlaşıldığı duygusunu ona yaşatmanız iletişimdeki en önemli kurallardan bir tanesidir. Karşımızdaki insanın vücut dili ve ses tonu açısından uyum ve aynalama yöntemini kullanarak, onun duygu dünyasının içine girerek uyum yaratmak mümkündür Böylece kendi dünyamız ile onun dünyası arasındaki köprüyü kurar ve karşılıklı güvenin temellerini atmış oluruz.
Sevgiyle kalın..
Kaynak: NLP EĞİTİMİ (ODTÜ SEM) Ders notları
Sebahattin EKER
| Bu makale ile ilişkili diğer makaleler: |
|---|
|
| Powered By relatedArticle |
|
İl Müdürlükleri denetim dışı tutulamaz |
| Doğan Ceylan | |
|
SÜT İZNİ, YUR DIŞI GÖREVLENDİRMELER GİBİ DURUMLARDA EK DERS ÖDEMELERİ |
| Rahmi Yaman | |
|
KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ ! (TEFTİŞ) |
| Adnan Uçkun | |
|
Bir Performans İyileştirme Stratejisi: Özdeğerlendirme |
| Z.Kürşat Torun | |
|
Öğrencilerin Zihin Haritalarını Tanıyabilmek (NLP) |
| Sebahattin Eker | |
|
TÜRKİYE’DE TEFTİŞ SİSTEMİNİN SORUNLARI VE AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE DURUM |
| Cemil Coşkun | |
|
İÇ DENETİM BİRİMİ RAPORU VE EĞİTİM DENETMENLERİ |
| Zafer Özer | |
|
PROBLEM ÇÖZMEYE İLİŞKİN YAKLAŞIMLAR |
| Zekiye Morkoyunlu | |
|
66 AY TAMAM, SIRADA NE OLMALI? |
| Hasan Yüksel | |
|
KİM BUNLAR (Tufan BİLGİLİ) |
| Konuk Yazar | |



